( Galeri ) Yılın en çok kazanan mankenlerinde
şampiyon değişmedi. "Mucize" adlı son albümüylü dikkatleri yine üzerine çeken
Demet Akalın, FHM dergisine cesur pozlar verdi. Kadınlara tüyo veren Akalın
"Maço severim derim ama çaktırmadan da çok güzel yönlendiririm karşımdakini.
Erkekleri biracık şişireceksin ki , kendilerini bir şey zannetsinler. Ben erkek
arkadaşıma öyle yapıyorum" dedi."Mucize" adlı son albümüyle dikkat çeken Demet
Akalın, FHM dergisine ilginç açıklamalar yaptı. Kendisini pek beğenmediğini
itiraf eden Akalın, kadınlara tüyo vermekten
de geri kalmadı: "Maço severim
derim ama çaktırmadan da çok güzel yönlendiririm karşımdakini. Erkekleri
birazcık şişireceksin ki, kendilerini bir şey zannetsinler. Ben erkek arkadaşıma
öyle yapıyorum."
Bu yaz yine herkes sizin parçalarınızla eğleneceğe
benziyor...
Benim üstüme yapıştı bu, sanki sadece yazın albüm çıkarıyormuşum gibi. "Mucize"
ve "Bebek" şimdiden dillere dolandı.
Büyük emekler verilerek yapılan her işin ardından eleştirilmek sanatçıların
kaderi mi? Klibiniz hakkında çok konuşuldu mesela...
İşine güvenen insanları bu çok bağlamaz. Beni de bağlamıyor. Bazı haberlere
kızdığım oluyor tabii. Ama sonuçta Türkiye’de yaşadığım için, Türk insanıyla iş
yaptığım için ya yönetmene güveniyorum ya da fotoğrafçıya.
Yabancı dergileri karıştırıyorum, yabancı klipleri izliyorum... Her şeyi takip
etmeye çalışıyorum. Gerçekten çok bildiklerini sanıp aslında hiç yaratıcı bir
şey yapmayan insanlar var. "Bu benim kendi fikrim" deyip gelen olmuyor.
Sonuçta bir şeylerden esinleniyorlar. İnsanlara da konuşacak malzeme çıkıyor
böylelikle...
Tabii canım... Ben seneler sonra Hülya Avşar’ı çok daha iyi anlamaya başladım.
"Herkes saldırmak zorunda mı bu kadına?" diyordum. Neyse ki piyasadan çekildi,
belki biraz rahatlamıştır. İnsanın mermer gibi bir sinir sistemi olması lazım.
Oysa ben duygusal bir insanım. Bazen demoralize oluyorum ama en azından çabuk
geçiyor. Fan kulübüme giriyorum, yazılan güzel şeylere bakıyorum ve kendimi
toparlıyorum. Bu iş hakikaten deli işi.
Dilinizin çok sivri olduğunu kabul ediyor musunuz peki?
En büyük hatam en son söylenecek lafı en başta söylemem. Bunu da tamamen hakkımı
savunmak için yapıyorum. Ama bu albüm için kimin ne söylediğini hiç önemsemedim.
Hiç yorum yapmadım. Bu bana daha fazla prim kazandırmaya başladı.
Erkeğin sözünü dinleteni, bir anlamda maçosu mu makbul sizin için?
Bakma ben "maço severim" falan derim ama çaktırmadan da çok güzel yönlendiririm
karşımdakini. Erkekleri birazcık şişireceksin ki kendilerini bir şey
zannetsinler. Tabii ki her kadın gibi kontrol edilmeyi severim ama sadece ben
istersem. O konuşur ben dinlerim ama yine kendi bildiğimi yaparım. Bunu da
karşımdakini ezmeden yaparım. Ben erkek arkadaşıma öyle yapıyorum. Sonuçta erkek
yani, egosu var. Kadınlar daha dayanıklıdırlar ama erkekler öyle değiller.
Oğuz’a erkek arkadaşım diyorsunuz. O ne diyor bu duruma? Nedir Oğuz’un sizin
elinizden çektiği?
Yok yahu, bir şey çektiği yok. Evet, başlarda çok zor zamanlar yaşadık ama şu
son altı, yedi aydır bir sorunumuz yok.
Oğuz’la birbirinize iyice alışmış görünüyorsunuz. Şu an aşkın huzur veren
safhasını mı yaşıyorsunuz?
Aynen öyle. Şu an her şey yolunda. Bence bir ilişkide en önemli şey, huzur. Ben
kız arkadaşlarımla yaptığım muhabbetleri onunla yapıyorum. Dedikodu yapıyorum.
Bir şeye canım sıkıldığında ilk onu arıyorum. O da aynı şekilde. Mühim olan
birbirini tanıyabilmek ve o sınırı koruyabilmek. Ama artık evlenmeyi
düşünmüyorum ve Oğuz’a da düşündürtmüyorum.
Genelde evlenmeye kadınlar daha çok meyillidirler oysa ve erkekleri buna ikna
etmek için uğraşırlar...
Ben de eskiden öyleydim. Onun için de evlendim.
"Atilla Saral'ın evinde kalıyordum"
Vücudunuzda en beğenmediğiniz yer neresi?
Biraz daha uzun olmayı isterdim. Mesela bacak boyumun biraz daha uzun olmasını
isterdim.
En beğendiğiniz yeriniz peki?
Ben kendimi çok beğenmem aslında. Bütün eski erkek arkadaşlarım ve Oğuz,
ayaklarımın güzel olduğunu söylerler. Oğuz yıllar önce beni dinlemeye gelmiş o
zamanki sevgilisiyle. Benim ayaklarıma o kadar çok bakmış ki, sonunda kız
arkadaşıyla kavga etmişler. Kaç sene öncesinden bunu hatırlıyor.
Çok komik bir hikáye bu...
Çok gezen bir tipti Oğuz. Gelirdi beni dinlemeye, "Yine geldi bu uyuz" derdim
onu görünce.
Tanıyordunuz sima olarak yani...
Tabii canım. O zamanlar pota işareti yaparak "Unuttum" şarkısını istiyordu,
"Alın şu adamı buradan" diyeceğim geliyordu.
O derece!
Nefret ederdim. O da benim kuş yutmuş gibi bir kahkaham vardır, ondan nefret
edermiş. Sussa da şarkısını söylese dermiş.
İlginç bir kesişme hikáyesi sizinki.
İnanılmaz! Hep aynı mekanlara gidiyormuşuz bir de. Bende bazı resimler var,
arkadaşlarımla poz vermişim, fonda Oğuz! Bazen "Benim orada olduğumun farkında
değil miydin, kaldırsaydın ya dansa" diyorum, "Asla olmaz" diyor. Ben de onun
orada olduğunun farkına varmadım ama hiç.
Kader ağlarını o zamanlardan örmüş demek...
Geçmişte karşılaştığın ve dikkatini dahi çekmeyen bir insan yıllar sonra
hayatının anlamı olabiliyormuş demek ki...
Sizde erkeklerin hiç çekinmeden tam bir erkek muhabbeti çevirebileceği bir
hava var. Yanılıyor muyum?
Öyle bir havam var evet.
Sanki hiçbir erkek gelip sizi bir ortamda kolay kolay taciz de edemez gibi...
En iyi arkadaşlarım hep erkektir. Bana hatalarımı söyleyecekler de onlardır.
Onlarda kıskançlık yok, küt diye söyleyebiliyorlar her şeyi. Atilla Saral
mankenliğe başladığımda en iyi arkadaşımdı mesela. Düşünsene ben Gölcük’ten
gelmiş gencecik bir kızım, adamın evinde kalıyordum. Bizim muhabbetimiz
bambaşkaydı, süperdi. "Nedir bu kızlardan çektiğiniz abi?" diye muhabbete
girerim, onlar da dökülürler hemen. Tabii sonra ben hemen gidip onlardan
öğrendiklerimle kız arkadaşlarına taktikler veririm.
"Bebekten vazgeçtim"
Nasıl bir duygu olduğunu tatmak için mi evlendiniz?
Hayır, karşımda sevdiğim bir adam vardı, defalarca evlenme teklifi etmişti, onun
için evlenmiştim. Ama belki de böylesi daha hayırlı oldu.
Bebek olursa belki...
Yok, ondan da vazgeçtim gibi.
Sizi taşımak zor mu? Güçlü bir kadınsınız ve sizinle olan erkeğin de sağlam bir
bünyeye sahip olması gerekiyor...
Zordur ama evimize girerken kişiliklerimizi kapı önünde bırakıyoruz. Liseli
aşıklar gibi oluyoruz kapımızı kapattığımız zaman. Film seyrediyoruz,
arkadaşlarımızı eve davet ediyoruz, o arkadaşlarıyla kağıt oynuyor, ben
internete giriyorum.
Gece hayatını sevdiğimiz için arkadaşlarımızla gece dışarı çıkıyoruz, tatillere
gidiyoruz. Birlikte alışveriş yapıyoruz. Oğuz pek çok erkeğin aksine hiç
sıkılmadan benimle mağaza mağaza dolaşır. Egoları kapının dışında bırakıyoruz
kısacası. Bu durumda Oğuz da sadece benimle gurur duyan ve daima yanımda olan
bir hayat arkadaşı olarak yer alıyor yanımda.
Erkek hayranlarınız sizi Oğuz’la gördüklerinde ne tepki veriyor? Onu
kabullendiler mi?
Tabii ki kabullendiler, çok seviyorlar onu.




